22 Mart 2020 Pazar


22.03.2020
Kovit-19 (Corona-Korona )

Hüzün yılı 2020 ...
Nereden başlasak inanın bilemedim.2020 hüzün yılımız oldu ve olmaya devam edecek gibi görünüyor.
Ülkemin bu yılın başlangıcından bugüne kadar sel,deprem,çığ,terör,sığınmacı,kısmi savaş,iç didişmeler ve şimdi de CORONA virüsü.
Başlangıçta hüzün yılı dememim sebebi, Peygamber Efendimizden esinlenerek söyledim. Aynı yıl içinde Efendimiz iki çocuğunu,eşini ve çok sevdiği Ebu Talib’i kaybebmiş ve hüzün yılı olarak tarihe geçmiştir. Bu hüzün yılının sonunda Miraç gerçekleşmiş ve bir yükseliş,ferahlık ve güzellikler gelmiş. Arzumuz ve umudumuz aynı şekilde aziz Vatanıma kısa zaman içinde bir yükseliş,ferahlık ve güzelliklerin gelmesi.
Bu gece malumunuz üzere Miraç gecesi. Bu gecenin  bütün insanlığa güzellik getirmesini yüce Rabbimden diliyorum.
Bu virüs ile ilgili tahliller yapmak istiyorum.
Virüsün ilk çıktığı yer Çinin Vuhan şehri. Bu şehir 12 milyonluk bir şehir. İlk önce fazla ciddiye alınmayan virüs kısa zaman sonra Çin devletinin şedid kuralları ile olağan durum ilan edilerek işin ciddiyetini bütün dünyaya gösterdiler. Ciddi tedbirler alındı. Hasta olanlar yaka paça evlerinden alınıp tedaviye götürdüler.
Çinin bu ciddi tedbirleri henüz dünyaya yayılmadığı zamanda kimsenin dikkatini çekmedi. Haberlerde ikinci,üçüncü haber olarak verilmekte idi. Bazı ülkeler sadece Çinde kalacağı düşüncesinde idiler. Bu süreçte ilk çıktığı andan itibaren TC.Devleti Sağlık Bakanlığı bir bilim kurulu kurarak çalışmalara başladı. Tedbirlerde erken davranan ülkeme bu virüs en son geldi.
Diyoruz ya dünya bir köy kadardır diye. Virüsün yayılması çok da zor olmadı. Yurt dışında olan vatandaşlarımızın dönmeleri ile ciddi şekilde yayılmaya başladı. Şu ana kadar 375 000 kişi yurt dışından ülkeme döndü. Bunun 12 bin kişisi umre maksadı ile Mekke ve Medineye giden vatandaşlarımız . 363 000 kişi ise dünyanın farklı ülkelerinden dönen vatandaşlarımız.
Bu dönen vatandaşların tamamı eğer hem devlet hem de kendileri karantina şartlarını uygusalardı eminim ki ölümle sonuçlanacak vaka olmayacaktı ve farklı kişilerede salgın olarak bulaşmıyacaktı. İlk vakayı Sağlık Bakanı Dr.Fahrettin Koca İtalya’dan ülkemize dönen ve karantina kurallarına uymayan kapalı çarşıda bir kuyumcu esnaf olduğunu ve ailesinin karantinaya alındığını açıkladı.
Çıkaracağımız dersler ;
ü Bunun küresel bir imtihan olduğunu ve Allah cc isterse bu dünyayı minik bir virüs ile hizaya sokabileceğini fehmettik.
ü Bu virüsün zengin fakir ayırmadan, başbakan kraliçe ayırmadan, kadın erkek ayırmadan adil şekilde toplumun her kesimine isabet etmesi.
ü Gündelik yaşantımızı kısıtlı bir alana sıkıştırarak yaşamaya mecbur olduğumuzu gösterdi.
ü Hayatın sadece çalışmaktan ibaret olmadığını ve aileye de zaman ayırmamızın gerektiğini gösterdi.
ü Hayatımızda öncelik olarak gördüğümüz şeylerin tamamını alt üst ederek önceliğin sadece ve sadece sağlık olduğunu bizlere gösterdi.
ü Geniş alanda yaşamakta olan bizlerin dar alanda neler yapabileceğini ve nasıl hayatta kalabileceğini yaşattı.
ü İş hayatımızda bütün benliğimiz ile çalışmakta olduğumuz iş yerlerimize dahi gidemez olduk.
ü Ticaretimizde kusurlu ürün satışlarının (hak hukuk gözeterek yapanları tenzih ederim) belki de bir cezası niteliğinde idi.
ü Her insanın değerli olduğunu ve saygı duyulması gerektiğini bir kez daha bizlere hatırlattı.
ü Camilerimizin mahzun kalması ise ayrı bir bahis konusu. Ezan okunurken hiç kulak kabartmayan Müslümanların sadece vaktin girdiğini düşünmeleri bu ezanın aslında hayatınızı durdurun Camii ye koşun saf saf Allahın huzuruna varın dediğini akletmediklerinin bir uyarısı olarak gördük. Kaldı ki bugün camiye gidemez olduk. Cuma namazını kılamaz olduk. Kandilde yer bulamadığımız camilerimiz bomboş şekilde mahzun ve boynu bükük kaldığını gördük.
ü Dinimizde emre itaat farzdır. Bu süreçte yaşlı büyüklerimizin itaat konusunda isteksiz olduklarını ve bana bir şey olmaz söylemi ile hastalığın yayılmasına sebep olmaları derinde üzdü.
ü Bir zaman sonra kardeşlik gördük. İnsanlar dayanışma gösterdi. Yöneticiler yetkileri dahilinde halkın bu süreci özellikle yaşlıların yaşamlarını kolaylaştırmak için azami çaba harcadı.
ü Devletimiz acil paketler hazırlayarak bu zamanı iyi yönetti ve yönetiyor.
ü İnsan oğlunun sahibinin sadece Allah cc olduğunu daha iyi anladık.


Allahım;

Bizler aciz kullarınız. Bu virüs belasını ülkemden defet. Bizleri yaptıklarımız ile yargılama. Eksik olan bizleriz. Sen ise azimsin,büyüksün,herşeye gücün yeter. Devletimi ve milletimi sen hıfzu emin eyle. Ol desen olur her şey. İçimizde sana asi olanlar vardır elbet ama seni çok sevenler fazlacadır, o sevenler hatırına bizlere acı Rabbim.

Amin
Amin
Amin


Mustafa YERLİ

8 Ocak 2020 Çarşamba

Hayat ;

Başlangıcı bir nebze belli olan ama bitişinin ne zaman olacağını bilmediğimiz bir zaman aralığı.İnsanın yaşam süresince ağır ağır çıktığı bir basamak serisinin en tepesine biraz yorgun çıkar ama tecrübeleri ile bilge adam olur.Son basamak ise yeni bir hayatın başlama noktasıdır.

İnsanın hayatı boyunca edinmiş olduğu tecrübelerin paylaşılması insanlığın zamanını daha verimli ve faydalı kullanmasına olanak sağlar.Yeniden bir şeyi araştırmak yerine o konuda bilgili kişilerden bilgi edinilerek daha verimli olunabilir.Hatta o bilgi geliştirmek daha kolay olur.

Hayatımız boyunca yaşam alanımıza soktuğumuz bir çok insan vardır.Bu kişiler bazen bizi yukarı çeker bazen ise aşağı.Dost gördüklerimizin faydalı kişiler olduğunu kısa sürede fehmetmeli ve onlara ayrı değer vermeliyiz.


11 Ekim 2013 Cuma

Ölmeden Önce ...

Kanser Nedeniyle Ölen Erma Bombeck'in Ölmeden Önce yazmış olduğu bir yazı.

Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer;
Hastayken yatağa girer dinlenirdim. Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim..
Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım..
Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim..
Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim..

Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer. Yerler leke olacak diye korkmazdım.. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım.. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım..

Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim..Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum...TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.. Ömür boyu garantilidir denilen hiçbir şeyi satın almazdım..

Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim.. Bu o kadar nadir bir olay ki.. Mucize gibi bir şey..

Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla "Önce git ellerini yüzünü yıka" demezdim.. Onlara daha çok "seni seviyorum", ondan da daha çok "özür dilerim" derdim..
Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu..

Dikkatle bak.. Gerçekten gör.. Yaşa.. Vazgeçme..
Küçük şeyler için şikayet etmekten vazgeç..
Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi..
Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım..
Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için şükredin..
Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor.. Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz.." 

19 Eylül 2013 Perşembe

Kısmet :)))

Vermeyince Mabut Neylesin Sultan Mahmut
Derler ki, Sultan Mahmut'lardan birine kısmeti bağlı bir adamdan söz etmişler. Nam-ı diğer Tıkandı Baba. Sultan adamı bir de kendisi denemek istemiş.
Bir koca tepsi baklava yaptırmış. Üst tabakadan başka tepsinin her tarafına görünmeyecek şekilde altın dizdirmiş. adamını gönderip ona tepsiyi birinin bir adağı diyerek kısmetsiz şahsa vermesini ve şahsı takip etmesini emretmiş.
Adamımız tepsiyi almış. Yolda bir tanıdığına rastlamış. İkisinin de olaydan haberi yok. Adamımız hikayeyi anlatınca, "senin," demiş tanıdığı gerçek bir hayırseverlik duygusuyla, "baklavadan çok paraya ihtiyacın var. al şu iki altını, sat tepsiyi bana." Teklif adamımızın da işine gelmiş ve tepsiyi satmış.
Sultan hikayeyi duyunca "fesüphanallah!" demiş. Adamına adamımızın hergün geçtiği köprünün her gün geçtiği tarafına o gelmeden hemen önce altın dizmesini ve kenara çekilip izlemesini emretmiş.
Adamımız köprüye gelince "ya," demiş, "hep aynı taraftan geçiyorum, bu gün de diğer taraftan geçeyim, bir değişiklik olsun," demiş.
Sultan hikayeyi duyunca, "ya hazreti pir!" demiş. Adamımızı yaka paça beylik arazilerden birine getirmelerini emretmiş. Getirmişler. Adam korkudan tir tir titrerken ona bir kasnak verilmesini emretmiş ve adamımıza, "bu kasnağı atabildiğin kadar uzağa atacaksın. En son durduğu yere kadar olan arazi senin olacak," demiş.
Adamımız kasnağı savurmuş. Kasnak havada bir yay çizip gelmiş ayaklarının dibinde durmuş.
Sultan "ya malik el mülk!" diye haykırmış, "getirin onu!" doğruca haziye gitmiş. Adama bir kürek verilmesini emretmiş. "Küreği daldır, ne gelirse senindir." Adam korku ve heyecandan küreği ters daldırmış ve gele gele bir metelik gelmiş.
Sultan "kısmeti bağlı" olmanın ne demek olduğunu anlamış böylece.
Raviyan-ı ahbar, nakilan-ı esrar zikr idürler kim "vermeyince mabut, neylesin sultan mahmut" meselini dahi şol sultan irad buyurmuştur.


13 Haziran 2013 Perşembe

O TİM imha edildi Ergun Diler.

Hayat bazen sürprizlerle doludur! İşi bizim gibi gazetecilik olanlar için "sürpriz" haber demekti! Hatta iyi haber demekti! 
Geçtiğimiz hafta çok ama çok önemli bir isimle temasımız oldu! Her yerde bulunacak biri değildi! Muazzam ilişkiler ağının tam ortasındaydı!
Bilmediğini söylemez, söyledikleri ise bilinmeyendi! Cevap aradığımız soru çok olunca "Yazıp gönderin!" dedi... Bu benim için "konuşmayacağım" anlamına geliyordu! Ama bizim Emre inatçıydı! "Ya konuşursa!"diye düşündü! Dün soruları tek tek sıralayıp gönderdik! Ve sürpriz ortaya çıktı! Hiç beklemediğimiz cevaplar geldi...
Benim için gerçekten sürprizdi! 2 saatten fazla süren sohbet gerçekten çarpıcıydı! İşte Taksim'i, Gezi'yi, kumpası yapanları ve sokaklarda yürüyen insanları şaşırtacak o cevaplar... 
* Mesele kesilecek olan ağaçlar mıydı?Hayır asla! Bu organizasyonu yapanların amacı halkı sokağa döküp iktidar ve Merkez Bankası'nın gücünü sınamaktı! 
* Hazırlık ne zaman yapıldı?Bu oyunu kuranlar çözüm süreciyle birlikte start verdi! Ancak muhalefetin sokakta bir ağırlığı olmaması nedeniyle başlarda istenen sonuç elde edilemedi! Silivri'de ikinci perde sahnelendi!
Oradaki kargaşa perde arkasındakilere ışık verdi.
Halkın büyük çoğunluğu orada yatanların suçlu olduğuna inandığı için olay LOKAL kaldı. 
* Tutsaydı? Yayılır mıydı?Amaç oydu! Ama asıl hedef Başbakan Erdoğan Amerika'dayken yapılacaktı! Ki önceden hep öyle olmuştu! Erdoğan ne zaman Washington'a inse üzücü haberler gelmişti! Reyhanlı saldırısı da bu amaçla yapıldı! Amaç Obama ile görüşmeye giden Erdoğan'ı yolundan çevirmekti! Patlamayla olayların yayılacağı hesap edilmişti! Orada 3 farklı oyun kuruldu! Sünni ve Şii çatışması en masum olanıydı! 
Halk bunlara yüz vermedi! Eğer tutsaydı Erdoğan Amerika'dayken koltuğunu kaybedebilirdi! O kadar planlı ve ciddiydi! Ama Anadolu'nun sağduyusu kazandı!
* Gezi Parkı?Onlar tutmayınca çevrecilik adı altında fitil ateşlendi! Amaç Erdoğan'ı yıpratmak, hatta götürmekti! İşin arkasında Avrupalı güçler ve Amerika'daki bazı kanatlar vardı! 
* Kimler vardı? Örnek verebilir misiniz?Erdoğan bilmiyor ama Türkiye'de yatırım yapan yabancılar ile FORBES listesinde yer alan en az 30 işadamı bu işe destek verdi! 
* Tespit edildi mi?Elbette! Bakın MİT kör noktalarda dağıtılan 200'er liralık banknotları tespit etti ve hangi bankadan çıktığını buldu! Seri numaraları patronları ele verdi! Bunu hiç düşünmemişlerdi! 3 büyük banka işlerin tam ortasında! 
* Merkez Bankası dediniz?Merkez Bankası yaratılan KAOSA, yani kriz havasına tıpkı FED gibi cevap verdi! Başkan Başçı "Gerekirse çok sert tepkiler vereceğiz!" dedi. Hedef bir hafta içinde borsanın yüzde 50 değer kaybetmesi, doların ise 2.15'e çıkarılmasıydı! Operasyon başarısız oldu! Tutmadı! 
* Merkez Bankası Başkanı'nı neden önemli buluyorsunuz?Başçı, 2011'deki bir konuşmasında "dünyanın en güçlü merkez bankası bizimki" dedi! Dev patronlar Türkiye'ye müthiş bir para akışının olduğunu biliyor ama bunun kaynağını çözemiyor!
Meblağı bilemiyor! Gelen paranın miktarının belli olmaması paradan para kazanan çevrelerin iştahını kabarttı! Başçı da bu yüzden hedef oldu! Ama Ankara arkasında durdu! Yedirmedi! 
* Başçı için de operasyon yapıldı mı?Serdengeçti başkanlığı bıraktıktan sonra onun ismi dile getirildi! Ama Cumhurbaşkanı Sezer istemedi! Üstünü çizdi! O Başçı, dünyada yılın BAŞKANI seçildi! 
* Yani?Bu Merkez Bankası'nın A+ olduğunun göstergesidir! Eğer 2003 yılında Erdem Başçı, bankanın başına geçmiş olsaydı bugün FED bile bizim altımızda olurdu! O dönem eşi için KAPALI lafları dolaştı! Oysa onun yerine gelen Durmuş Bey'in de eşi kapalıydı! Demek arada ciddi bir fark vardı! Bu atama krizi ülkeye 7-8 yıl kaybettirdi! 
* Operasyon sürüyor mu?Yüzde 60 başarılı oldu. Ancak Erdoğan'ın başarılı hamleleri ile bu oran yüzde 30'lara düştü!
Havaalanına giden kalabalık Beyaz Saray'da Joe Biden başkanlığındaki toplantıyı bitirdi! Ben Rhodes, (Beyaz Saray Stratejik İlişkilerden Sorumlu Yardımcı) toplantı odasına girdi ve CBS kanalının açılmasını söyledi. Biden ve toplantıya katılanlar Erdoğan'ın karşılanması ve konuşmasını birkaç dakika dinlemek zorunda kaldı. Ardından yapılan mitingler, eylemlerin amacına ulaşmasını engelledi. 
* Başka ne düşünüyorlardı?Türkiye'de eylemler dalga dalga yayılırken Suriye'den çok ağır bir saldırı için 100 kişilik ÖZEL BİR TİM sınırı geçmek üzere hareket etti! Askeri üniformalı bu TİM, Türkiye'de asker ve polise saldırıp çok kişiyi katledecekti! Türk askerinin ve MİT'in dikkati bunu atlamadı! 100 kişilik operasyon timi ortadan kaldırıldı!
Bir tek Türk askerinin burnu bile kanamadı! Saldırı gerçekleşseydi içerisi inanılmaz bir şekilde karışacaktı! Herkes GEZİ'ye bakarken GÜNEY kopacaktı! Yürüyenlerin bundan haberi yok! Ama devlet iş başında! Hatta geçen gün komutanlar Ankara'daki bir programda lokmalarla "Mehmetçik daima hazır!" sloganı bulunan tepsiyle karşılandı! Mesaj açıktı, tabii anlayana! 
* Sizce ABD ya da Obama Erdoğan'ın yanında mı?Türkiye'de ne yapılıyorsa aynısı Obama için de yapılıyor! Erdoğan oraya gitmeden önce Associated Press'in dinlenme olayı patlak verdi.
Obama için çok zor oldu. Ardından silah patronlarının ağır eleştirileri ile karşılaştı. Şirketleri kapatma ve milyonlarca kişinin işsiz kalması ile tehdit edildi. Sonra da milyonlarca ABD'linin dinlendiği sızdırıldı. Obama da Erdoğan'dan farksız. Obama, Erdoğan gibi sokaklarda kendini anlatmak yerine kendisini başkanlığa götüren Twitter ve Facebook'u kullanmaya başladı.
NOT 1: CNN International televizyonu acaba bu 100 kişilik TİM'i bildiği için mi günlerdir canlı yayın aracını Reyhanlı'da tutuyordu. 

NOT 2: Dostum içeriyi karıştırıp Suriye ile savaşa sürüklemek isteyen 100 kişilik timin üzerindeki üniformaların hangi ülkeye ait olduğunu, ısrarlarıma rağmen söylemedi! "Gizlenmek için Türk askeri üniforması ile mi sınırı geçmek istediler" soruma da cevap vermedi.

29 Ocak 2013 Salı

Enaniyet

Bu olay 14 ekim 1998 de kıtalar arası bir uçuş esnasında gerçekleşmiş.

"Bir kadın, uçakta zenci bir adamın yanında oturuyordu. Durumdan rahatsızlığını belli edercesine, hostesten başka bir yer bulmasını istedi, zira öylesine antipatik birinin yanında oturamazdı. Hostes, tüm uçağın dolu olduğunu fakat birinci sınıfta yer olup olmadıına bakacağını söyledi.

Diğer yolcular şaşkınlık ve tiksintiyle olayı izliyorlardı, bu kadının sadece terbiyesizliğine değil, bir de birinci sınıfta yolculuğu devam edeceğine şahit oluyorlardı. Zavallı adamcağız çok kötü bir durumda olmasına rağmen cevap vermemeyi tercih etti. Bu yüksek tansiyondaki durumda kadın, birinci sınıfta ve o adamdan uzak uçabileceğinden tatmin olmuş, hostesin dönmesini bekliyordu.

Birkaç dakika sonra geri gelen hostes, kadına:

"Çok özür dilerim geciktim.Birinci sınıfta bir yer buldum… Bu yeri bulmak biraz zamanımı aldı, sonra yer değişikliği için pilottan izin almam gerekiyordu. 'Hiç kimse sorun yaratan bir diğerinin yanında oturmak mecburiyetinde tutulamaz' dedi ve bu izni verdi."

Diğer yolcular kulaklarına inanamıyorlardı, bu esnada kadın da bir zafer kazanmış gibi yerinden kalkmaya hazırlandı. Aynı anda hostes, oturmakta olan zenciye dönerek:

"Beyefendi, sizi uçağın birinci sınıfındaki yeni yerinize götürmem için beni takip eder misiniz lütfen? Seyahat firmamız adına kaptan pilotumuz sizden böyle nahoş bir olay yaratan kimsenin yanında oturmak mecburiyetinde bırakıldığınız için çok özür diliyor."

Tüm yolcular hep birlikte, bu olayı iyi bir biçimde sonuçlandıran uçak personelini alkışlayarak tebrik ettiler.

O yıl, kaptan pilot ve hostes uçaktaki davranışlarından dolayı ödüllendirildiler. Aşağıdaki mesaj, tüm ofislere personelin görebileceği bir biçimde iletildi:

"İnsanlar onlara ne söylediğinizi unutabilirler. İnsanlar onlara ne yaptığınızı da unutabilirler. Ama insanlar, onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar.